Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller için

“Öğretmenler, Cumhuriyet sizden vicdanı hür, irfanı hür, fikri hür nesiller ister” 

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller için

Eğitim, bir toplumun kalkınıp gelişmesinde en önemli faktörlerden biridir. Bir toplumun eğitim sistemi sadece belli konularda insanlara bilgi yüklemek değil, ama bilgi, beceri ve değer sistemi ile kendisine güveni tam, insan ve doğal çevre için üretmeye ve üretirken de yaptıklarından ve hayattan azami düzeyde haz duyarak ve hissederek, yaşayan, kimsenin boyunduruğu ve kontrolüne boyun eğmeden yaşamını sürdüren insanlar yetiştirebilmek gibi yüce ideallere sahip olmalıdır.

Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak dünya nüfusunun da hızla artması insanoğlu için çalışma ve iş alanlarının hızla daralmasına, dolayısı ile aynı talip olduğunuz işi sizinle birlikte yüzlerce kişinin de istemesi dolayısıyla sizin işi alabilmeniz için yarıştığınız kişiler arasında en iyisi olmak gibi bir zorunluluğunuz var.

Özellikle insanın fiziksel ve zihinsel sınırları da göz önüne alındığında geriye sizin sonucu değiştirebileceğiniz tek şey kalıyor. İşi en iyi şekilde yapma ve geliştirme becerisi. Üretime katıldığınız alanda milyonlarla ifade edilen insan gücü var ve herkes hayatta kalabilmek, yaşamını belli bir standartta sürdürebilmek için sürekli kendisini geliştirmek ve daha çok performans sarf etmek zorundadır. İnsanoğlu bugünkü gelişimini ve başarısını zekası kadar deneyimlerine borçludur. Bugünkü bilim ve teknoloji insanoğlunun milyonlarca yıllık deneyimlerinin birikimidir. Ancak olayı mercek altına aldığınızda asıl gelişmenin bir kaç bin yıl içinde olduğunu görürsünüz. İşte bu gelişme eğitim sayesinde olmuştur. Ne zaman ki insanoğlu öğrendiklerini kaydetmeye, kuşaktan kuşağa aktarmaya başladı ondan sonra gelişmeler de hızlandı. Çünkü ateş yakmak için milyonlarca yol denemeye gerek yoktu artık, ateşi nasıl yakıp koruyabileceğini biliyordu. Alet yapmak ve yaptığı aletleri geliştirmek, geliştirdiği her yöntemi yeni kuşaklara aktarmak, her yeni kuşaklar da yeni gelişmeleri ekleyerek kendinden sonra gelenlere aktararak, yani diğer bir deyişle, milyonlarca yılda yakalanamayan başarı eğitimle birkaç bin yılda yakalanmıştır. Buradan şu sonuca varabiliriz iyi bir eğitimle belki de on yıl içinde binlerce yıl ileri gidebiliriz. Bu mümkün olduğuna göre eğitimde önceliğin nerede olması gerektiği konusu da oldukça açıktır. Birçok ihtiyaçlarımızı erteleyebilir ya da asgari düzeyde karşılayarak yaşamımızı sürdürebiliriz; bugün ülkemizde vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun yaptığı gibi.

Ama eğitimin azami düzeyde ve en kaliteli bir seviyede alınması gerekmektedir, ancak bu şekilde birey olarak ve toplum olarak ideallerimize ulaşabiliriz. Barınmadan savunmaya birçok ihtiyaçlarımız var ve bunların da karşılanması gerekir ancak öncelik eğitim olmalı. İnsan ömrü çok kısadır, hele insanın üretken olduğu dönem göz önüne alınırsa. Bu yüzden çocuk 0-16 yaş döneminde çok kaliteli bir eğitimle desteklenirse (çok yoğun ödevler, lüzümsuz kafa kurcalayıcı  köhne bilgileri kastetmiyorum tabi ki) üretime katıldığı süreç içerisinde başarılı çalışma ve katkılarıyla alanında çok yeni gelişmelerle toplumu çok daha müreffeh düzeylere taşıyabilir.

Bir toplumu geliştirmenin de köleleştirmenin de yolu eğitim sisteminden geçmektedir. Bu sebepten eğitim sistemine yönelik her müdahale çok iyi bir şekilde çalışılmış araştırmalara, planlamalara, geliştirmelere dayanmalı, uygulamaya geçirilip başarısızlığa uğrayan her türlü müdahalenin de şeffaflıkla hesabı sorulabilmelidir.

“Bu ülkenin her bir ferdini, eğitmedikçe; bilgilendirip – bilinçlendirmedikçe bölünmeye, parçalanmaya, aldatılıp – yutulmaya; kabuğumuza çekilerek gelişen dünyayı o küçük penceremizden dehşetle seyretmeye mahkûmuz.” – Imdat Artan (İstanbul – 1992)