ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI (TCK/103) İÇİN TBMM DE “AF” GİBİ BİR ÖNERGE ; ÇOCUK HAKLARI VE KORUMA AÇISINDAN TASLAK BİR ÖNERİ

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI (TCK/103) İÇİN
TBMM DE “AF” GİBİ BİR ÖNERGE ;
ÇOCUK HAKLARI VE KORUMA AÇISINDAN
TASLAK BİR ÖNERİ

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı
(BU çalışma 21.11.2016 tarihinde yayımlanmıştır)

Çocukların cinsel istismarı açısından TCK/103 maddesi Anayasa Mahkemesince kısmen iptal etmiştir.11.12.2016 tarihine kadar bir süre verilmesi nedeni ile Adalet Bakanlığınca bir tasarı hazırlanıp TBMM ne sunulmuştur.Genel Kurala kadar gelen tasarının görüşme sırasında 16.11.2016 tarihin ki ek bir önerge söz konusu olmuştur.Af nitelikli bazı düzenlemeler ve çelişkiler ortaya çıkması çeşitli tartışmalara da nedendir.Başbakanlık tarafından yapılan en son açıklama ile de önergenin yeniden değerlendirmesi gerekmiştir.Bu durum ve gelişmeler bu önemi daha da arttırmıştır.Bilgi ve teknik ile bu önem daha da önemli olmuştur.

Özellikle yaşanılan bu sorunun hem mağdur çocuklar ve hemde fail çocuk ve gençler ile ilgili boyutların çocuk hakları ve sosyal hizmetler açısından değerlendirmesini ayrıca gerektirmiştir. Bu yüzden dolayı da her iki boyutun ayrı bir şekilde ele alınmak istendiği bir öneri aşağı da yer almaktadır.

Bu öneri genel bir çerçevede ve taslak olarak ele alınmıştır.Komisyona çekilmesine rağmen bir tartışma için bir başlangıç noktasıdır.Cümleler ve kelimeler ve öncelikle de bir imla aramak için değildir. Ham bir çalışmadır.Yanlışları da olacaktır. Bazı önerilerin sert veya aşırılı olması da özellikle istenmiştir. Çocuk hakları ile ilgili olarak yaşanılan sorunlar ; bu yöndeki mağdur çocuklar ve fail çocuk ve gençler için bir ölçü olabilir düşüncesiyle bu yönde bir arayış ve beklenti hedeflenmiştir.22.11.2016

Cesaretin, çocuklar açısından gelecek olması için iyi çalışmalar..Başarılar..

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı

05437692949

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Görüşmekte olan Kanun Tasarısının Geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkranın eklemesini arz ederiz.

İMZALAR

“(2) Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan; 14 yaşını tamamlamamış mağdurla, 24 yaşına kadar olan bir failin aralarında evlenme olmaksızın veya resmi olmayan bir töreni düzenleyen kişi ve kişiler ile erken ve zorla evlendirilmek istenmesi vede bir çocuğun dünyaya gelmesi durumunda Ceza Muhakemesi Kanunun 231 maddesindeki koşullarının birlikte değerlendirmesi bağlamında ;
a.1. 18 yaşına kadar olan bir failin sosyal hizmetler ve/veya sosyal çalışma konusunda lisan eğitim almış kişilerce düzenlenen bir sosyal inceleme raporu sonucu ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine vede denetimli serbestlik kapsamında ki gözetim ve denetimin en fazla (28) yaşına kadar devamı ;
2. mağdur ile dünyaya gelen çocuk/çocukların ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun beşinci maddesinde ki tedbirlerden biri veya birlikte 18 yaşına kadar devamı ;
3. 24 yaşına kadar olan bir fail için ise sosyal hizmetler ve/veya sosyal çalışma konusunda lisan eğitim almış kişilerce düzenlenen bir sosyal inceleme raporu sonucu öngörülen cezalar için (¾ ) oranında bir indirim ve/veya özel bir güvenlik tedbirlerinin ayrı veya birlikteki kararı vede denetimli serbestlik kapsamında gözetim ve denetimin en az 30 yaşına kadar devamı ; bu yöndeki giderlerin ise gelire dayalı olarak en fazla üç katı şeklinde bir defa veya (48) ay şeklinde ödenmesini ;
4. mağdur ile dünyaya gelen çocuk/çocukların ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun beşinci maddesinde ki tedbirlerden biri veya birlikte 18 yaşına kadar devamı ve bu harcamaların ise fail ve resmi olmayan bir töreni düzenleyen , erken ve zorla evlendirilen kişi ve kişilerce her sene topluca ve/veya (12) ay şeklinde ödenmesi.
b.1. Zaman aşımı süresi içinde resmi bir tören ile erken ve zorunlu bir evlenmenin , 24 yaşına kadar olan failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkındaki hükmün açıklamasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suçtan azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davası ancak bir defa olmak üzere vede mağdur ve çocuk/çocuklar için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında 18 yaşına kadar öngörülen tedbir kararlarına yönelik giderlerin önceden ve topluca ve/veya (60) ay içinde ödenmesi ile düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir.
c. 1.18 yaşına kadar resmi olmayan bir tören ile her hangi bir failin aralarında resmi olmayan bir töreni düzenleyen kişi ve kişiler sonucu erken ve zorla evlendirilmek istenmesinde töreni yöneten ile tanık olan kişiler vede düzenleyen kişiler iki seneden en az olmak üzere beş seneye kadar hapis cezası verilir.
2. Onbeş yaşının tamamlamış mağdura kadar ve töreni yöneten kişinin kamu görevlisi veya bir inanç topluğunda yetkin olduğu iddia edilen kişi için bu cezalar iki kat arttırılır.Tehdit ,kişiyi hürriyettten yoksun kılma,cebir ,şantaj gibi bir suça yardım ve ihbar etmek ise üç kat arttırılır.
d.1. 4721 sayılı TMK nun 124 üncü maddesi kapsamında 16 yaşının tamamlamamış kadın ve erken için Hakim tarafından verilen izinden önce 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun altınca madddesi kapsamında ve bu inceleme sosyal hizmetler ve/veya sosyal çalışma konusunla lisans eğitim almış kişilerce düzenlenir vede aynı kanunun 44 üncü maddesi birlikte ele alınır.
2.İzin ile eğitim ve sosyal hizmet hakkı Hakimce gözetilir.Her üç ayda bir raporlanır.
3.4721 sayılı TMK nun 124/1 ve 126 madde ile de kişinin yasal temsilcinin evlenmesin de evlendirme memurluğu için önce 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun altınca madddesi kapsamında ve bu inceleme sosyal hizmetler ve /veya sosyal çalışma konusunla lisans eğitim almış kişilerce düzenlenir vede aynı kanunun 44 üncü maddesi birlikte ele alınır.

GEREKÇE
1.Anayasa Mahkemesinin kararı ile TCK /103 maddelerinin kısmen olsa da iptali ve 11.12.2016 tarihine kadar bir süre de verilmiştir.Görüleceği gibi kararın özellikle TCK/31 maddesine dayalı olarak “suça sürüklenen çocuk” ile bir ilişkisi ve mağdur olan çocukların koruma açısından birlikte ele alınması sonucu çocuk ve gençlere yönelik ayrı bir yararlanma yetişkinler içinde öne çıkmıştır.
2.Kısaca görüldüğü gibi bu karara rağmen çocukların mağdur açısından özellikle korunması için Adalet Bakanlığınca düzenlenen bu tasarı da bu boyut hiç bir şekilde ele alınmamıştır.Sadece 12 yaşını tamamlamamış mağdurlar dahil önemli bir oranda da bir ceza artışı öngörülmüştür.Mağdurların “yaş küçüklüğü” gibi bir kademe ile de bu iptalın karşılandığı iddia edilmiştir.Yeterli de kılınmıştır.TBMM Adalet Komisyonunda Adalet Bakanlığınında katıldığı bu 9.11.2016 tarihli bu toplantı da; 12-15 yaş grubunda ki mağdurlar için yeni bir belirsizlik dahil iptal kararındaki gerekçelerin görmezden gelinmesi; bir başvuru ile bu iptalin AYM ce mümkün olunacağının açıkça bilinmesi vede bu yöndeki “sıkışmaya” yönelik çeşitli itirazlara rağmen bu madde genel kurula aynen gönderilmiştir.
3. 16.11.2016 tarihinde Genel Kurulda yapılan görüşme sırasında ise bu yönde bir önerge hazırlanıp sunulmuştur.Bu önerge hiç bir şekilde komisyonda ele alınmamıştır.Bir şekilde yasallaştırmakta istenen bu önerge ile söz konusu olması gereken çocukların mağdurları da başka bir boyuta taşınmıştır.Mağdura neden olan faiillerin yetişkin tüm yaşları özellliği ve bir akran aralığı gibi bir kriter aranmaksızın “af” edildiği gibi bir düzenleme bu açıdan yeni ve önemli bir tartışmaya neden olmuştur.Oylama da durmuştur. Özellikle Türk Medeni Kanunu kapsamında “evlenme” nin açıkça belli olmamasına rağmen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” , “infazın ertelenmesi” gibi bu düzenlemeler için ise “toplumun sosyal gerçekliği” gibi bir gerekçelendirilmesi de bu tartışmaları ;değerlendirmeleri ve kaygıları da gerektirmiştir. Ayrıca somut bir yazılı gerekçe olmadan sözlü bir geçiştirme tercih edilirken görüldüğü gibi fail ve bir çocuğun doğması ile 3-4 bin arasında bir mağduriyet Bakan tarafından da ayrıca açıklanmıştır.
4. Bilindiği gibi ;15-18 yaş içinde bulunan çocuklara yönelik cinsel ilişki için bu yönde bir uygulanma mümkünde değildir. Suç zaten şikayete bağlıdır.Özellikle TCK nun 103 ile 18 yaş altında “suça sürüklenen çocuk” kapsamında ki TCK /31 maddesinin birlikte ele alınması da bu sonucu önemli bir neden olmuştur.Yaşanılan bu süreçte ise 22.11.2016 tarihinde Bakbakanın yapmış olduğu açıklama ile bu önergenin komisyona gönderilmesi de söz konusu olmuştur.
5.Bilindiği gibi çocuk ve gençler ile yetişkinler arasından bir asırdan beri ceza hukukuna dayalı bir uygulama 2005 te yapılan düzenlemeye rağmen hala birlikte ele alınmıştır..Bu yönde ayrı bir düzenleme yerine aynı zamanda çocuk ağır ceza mahkemesinin bile çocuk koruma kapsamında ele alınması sonucu bir asırdan beri söz konusu olan koruma ve yapılanma boyutu görmezden gelinmiştir.Çocuk Haklarına rağmen koruma boyutu “sözde” bir şekilde ele alınmak istenmiştir..
6. Özellikle sosyal hizmete yönelik bu koruma boyutunun kamusal açıdan görmezden gelinmesi ; erken ve zorla evlenmenin hala bir gelenek ve/veya sosyal bir sorun diye geçiştirilirken dinsel bir öğreti hala bir bir tercih olabilmektedir. Uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın bu yöndeki taahüt ve yükümlüklerine rağmen bir uzaklaşmanın öne çıkması da bir gerçektir. Hem fail ve hem mağdurlar çocuk ve gençler açısında ortaya çıkan bebeklerin/çocukların 3-4 Bin şeklinde ayrıca dile getirilmesi,yakınmalarda doğallaştırılmıştır.Ancak 2005 yılından beri yürürlükte olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu/ÇKK ,”ÇOCUK KORUMA(MA) KANUNU” şeklinde adlandırmaya da halen neden olmaktadır.Bilim ve teknik dahil bu yönde ayrı bir yanıltmada söz konusudur. . .
7.Buna rağmen halen mevcut hukuk siteminin devamı ve TC:Anayasa sı nın 90 ıncı maddesi ile Uluslarası sözleşmelerinin hala geçerli olması HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ açısından hala bir fırsattır. AYM nin verdiği bazı kararlar çeşitli açılardan da aslında önemli bir yol yardımcısı olmaktadır.TCK/103 ile ilgili kısmen iptal AYM kararı erken ve zorla evlenme ile ilgili mağdur çocuklar için yol gösterici olmuştur.Fakat ; “önerge” bu yönde bir ek bir fırsat ve yararlanmaya içinde başka bir araçta olabilmiştir.
8.Bu bağlamda 2005 yılında hem TCK/31 hemde ÇKK nun birlikte ele alınması sonucu bu süreçte 4-5 Bin fail “çocuk” ile bebek/çocuk vede mağdur çocuklar doğal ve doğru olarak gündeme de bilindiği gibi birden taşınmıştır. Diğer taraftan her sene 200 BİN e yakın çocukların ve gençlerin hala bir yetişkin gibi ele alınması ve yoğun bir şekilde cezalandırması da diğer bir gerçektir.Çocuk ağır ceza mahkemesi gibi Türkiye dışında söz konusu olmayan bir yapı ve uygulamadan dolayı her hangi bir rahatsızlıkta yoktur. Diğer taraftan bir asırdan beri kurumsal açıdan söz konusu olan koruma boyutunun vede bir hak olarak öngörülen sosyal hizmet boyutunun geçiştirilmesi, görmezden gelinmesi ve/veya vurdumduymazlık ise diğer bir gerçektir.
9.Buna ve önergenin komisyona gönderilmesine rağmen mevcut yasal düzenlemeler , uygulamalar ve yaşanılan sorunlar bağlamında 16.11.2016 tarihinde verilmiş olan bu önergeye uygun olarak bir taslak öneri hazırlanmıştır. Bir taslak çalışmada ki amaç ise kısaca Anayasanın 90 ve 41 inci maddeleri; Çocuk Hakları Sözleşmesinin (3) ve ÇKK’nun ilkeler ile ilgili (4) maddesinde yer alan çocukların yarar ve esenliğinin gözetilmesi vede kamusal dahil her açıdan yürütülmesini bir yüküm olarak hedeflemektir. İç hukuk bir parçası olan Pekin Kuralı ;sosyal koruma ile ilgili olan Avrupa Sosyal Şartı;CEDAW ;Lanzarotte , İstanbul sözleşmesi vede 6284 sayılı kanunun uygulamasının birlikte uyumu ve uygunluluğu da amaçlanmıştır.
10.Görüşülmekte olan bu kanun tasarının geçici birinci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında da dört ayrı bent ayrı ayrı ele alınmıştır.
(a.1) bendinde ise görüldüğü bir ayrıma gidilmiş olup 18 yaşındaki “suça sürüklenen çocuk” (ki ÇKK nun söz konusu olan bu tanım Türkiye ye özgü olup teknik ve uygulama açısından her hangi bir karşılığı da bulunmamaktadır) ile 24 yaşına kadar olanlar şeklinde fail açısından iki ayrı bir katagori/kademe öngörülmüştür.15-18 yaş grubu “genç” iken 18-24 yaş gurubu ise “genç yetişkin” kapsamında ayrıca ele alınmıştır. Adalet Bakanlığı verileri ve Türkiye de başta gençlik kriminolojisi gibi ayrı bir başlık altında somut bilgiler ele alınmadığı için ve bu yönde bir yoğunluğun gözlemlenmesi nedeniyle bu 24 yaşı özellikle ele alındığı gibi İsviçre’nin en son düzenlemesi de 24 yaşında aynen devam etmesi ayrı bir nedendir.
12.Ayrıca “çocuk” ve genç” ve “genç yetişkin” bir kavramlaşmaya ; teknik ve bilim açısından hala gelinmemesi de diğer bir nedendir. Cezalandırmanın ve ceza sorumluluk yaşı (14 ) e yükseltilerek “çocuk” yerine bir asırdan beri “genç” başlığının da ayrıca ele alınması ayrı bir fırsatta olabilir. Mağdurlar açısından ise (14) yaş ve bu soruna yönelik iddia edilen bir yoğunluluğun giderilmesi için de bir alt sınır önerilmiştir.
13.Gene yaşanılan sorun ve özellikle İstanbul Sözleşmesi bağlamında mağdur açısından (14) , fail açısında (24) yaş şeklinde ele alınması ve bir cinsel ilişki sonucu bir bebeğin /çocuğun söz konusu olması nedeni ile “evlenme olmaksızın” veya “resmi olmayan bir töreni düzenleyen kişi ve kişiler ile erken ve zorla evlendirilmek istenmesi” bir ayırım da öne çıkarılmıştır.Tanımlar açısından da hem İstanbul Sözleşmesi hemde 6284 sayılı Kanun için bir uyum ve uygunlukta aranmıştır.
14.(a.1.) benti ile de 15- 18 yaşına kadar olan bir failin sosyal hizmetler /sosyal çalışma konusunda lisans eğitimini almış kişilerce düzenlenen bir sosyal inceleme raporu hem Pekin Kuralının geneli hemde 16 maddesinde öngörülen zorunluk içindir. Ayrıca bu yönde bir nitelik hem Avrupa Sosyal Şartının (md.14) sosyal hizmet hakkı ile yöntemleri için de ayrı bir nitelik aranırken diğer taahütler ile birlikte ele alınırken aynı zamanda Afganistan gibi bir uygulama için aranılan bir nitelik,özellik vede uluslarası sosyal hizmet uygulaması için kuruluşlar (ISS) açısından aranılan bu nitelik,özellikete ayrı bir zorunluğu kılmaktadır. Bu yönde aranılan bir nitelik ve özellikle de ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine vede denetimli serbestlik kapsamında ki bir gözetim ve denetim de özellikle aranmıştır.Mağdurun 14 yaş kabulü ile bir çocuğun dünyaya gelmesi ve failin de sorumluluğunun kamusal açıdan gözlenmesi için bir sınır olarakta en fazla ( 28) yaş öngörülmüştür.
15.Ayrıca (a.2 )bent de; mağdur ile dünyaya gelen çocuk/çocuklar için hem gözetim hemde kamusal bir görev bağlamında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun altı ve buna bağlı olarak beşinci maddesinde öngörülen tedbirlerden biri ve/veya birlikte değerlendirilmesi vede bu tedbirin her ikisi açısından da 18 yaşına kadar devamı hedeflenmiştir. Her ikisi açısından yarar ve esenliği kamusal açısından güvence altına alınmak istenmiştir.
16.(a. 3) Bent’te ise gene 24 yaşına kadar olan bir fail için gene sosyal hizmetler/sosyal çalışma konusunda lisans eğitim almış kişilerce düzenlenen bir sosyal inceleme raporu sonucu öngörülen cezalar için (¾ ) oranında bir indirim ve/veya özel bir güvenlik tedbirlerinin ayrı veya birlikte kararı vede denetimli serbestlik kapsamında ki gözetim ve denetimin en az 30 yaşına kadar devamı ; bu yöndeki kazançlarının ve gelire dayalı olarak en fazla üç katı şeklinde bir defa veya (48) ay şeklinde ödenmesi öngörülmüştür.Çünkü İstanbul Sözleşmesi bir uzmanlığı ve tazminatı da içermektedir.Bu durum 6284 sayı içinde geçerli olup failin bu yönde bir kamusal hizmet ve harcamaya da ayrı bir nedendir.Asgari bir kazancı/geliri söz konus olduğunda ve bu kamusal hizmetin karşılığında ayrı bir talepte istenilmedir.Bu durum aynı zamanda bir caydırmak içinde temel bir nedendir.
17.(a . 4) bent ile de bu sefer mağdur ile dünyaya gelen çocuk/çocuklar için ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun beşinci maddesinde ki tedbirlerden biri veya birlikte 18 yaşına kadar devamı ve bu harcamalar ayrıca ele alınmıştır. Fail ile resmi olmayan bir töreni düzenleyen , erken ve zorla evlendirilen kişi ve kişilerce bu kamusal harcama talep edilmelidir. Her sene topluca ve (12) ay şeklinde ödenmeside hedeflenmiştir..
18. (b.1)bent de, zaman aşımı süresi içinde resmi bir tören ile erken ve zorunlu bir evlenmenin , 24 yaşına kadar olan failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına CMK/231 açısından devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suçtan azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasını ancak bir defa olmak üzere vede mağdur ve çocuk/çocuklar için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında 18 yaşına kadar öngörülen tedbir kararlarına yönelik giderlerin önceden ve topluca veya (60) ay içinde ödenmesi ile düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir.Bu öneri ile bir caydırma istenmiştir.
19.(c. 1) bent ise 18 yaşına kadar resmi olmayan bir tören ile her hangi bir failin aralarında resmi olmayan bir töreni düzenleyen kişi ve kişiler sonucu erken ve zorla evlendirilmek istenmesinde ki töreni yöneten ile tanık olan kişiler vede düzenleyen kişiler iki seneden en az olmak üzere beş seneye kadar hapis cezası verilir.Bu öneri ile de birlikten yola çıkılarak AYM nin iptali ile TCK/230.5 madde ve TMK nu bağlamında resmi nikahtan önce resmi olmayan bir töreni yöneten kişinin artık suç olarak sayılmaması vede bir cezasızlık hali 18 yaşındaki çocuk ve gençler için ayrıca önerilmiştir..Bu öneri aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi ile öngörülen önleyici bir taahüt içindir.Ayrıca adli bir süreçte görev ve yükümlülük açısından pasıf kalmanın ve koruma boyutu açısında idari bir kusur olarak ele alınmasının ÇKK/44 açısından ele alması içindir.
20. (c . 2) bent te; bu bağlamda onbeş yaşını tamamlamamış mağdura kadar ve töreni yöneten kişinin kamu görevlisi veya bir inanç topluğunda yetkin olduğu iddia edilen kişi için bu cezaların iki kat arttırılması İstanbul Sözleşmesi açısından ayrıca önerilmiştir.Ayrıca adli bir süreçte görev ve yükümlülük açısından pasıf kalmanın ve koruma boyutu açısında idari bir kusur olarak ele alınmasının ÇKK/44 açısından ele alınması da önerilmiştir.. Caydırıcılık bağlamında da; tehdit ,kişiyi hürriyettten yoksun kılma,cebir ,şantaj gibi bir suça yardım ve ihbar etmekte bu açıdan üç kat arttırılır.
21.Bu (d.1) bent de ise, 4721 sayılı TMK nun 124 üncü maddesi kapsamında 16 yaşının tamamlamamış erken ve kadın için Hakim tarafından verilen izinden önce ÇKK/6 maddesinin ele alınması nedeni ile bu yönde bir öneri yapılmıştır..Özellikle çocukların yarar ve esenliğin yüklenilmesi ve gözetilmesi amacıyla söz konus olan bu zorunlu araç (Pekin Kuralı 16) güvence altına alınmak istenmiştir. Bu yönde bir nitelikte aranmıştır. Ayrıca eğitim ve sosyal hizmet hakkının Hakimce gözetilmesi ve bunun için en az üç ayda bir raporlaması da hedeflenmiştir.
22.Bu düzenlemeya bağlı olarak gene 4721 sayılı TMK nun 124/1 ve 126 madde ile de bu kişinin yasal temsilcinin evlenmesine için bir evlendirme memurluğu da kabul edilmiştir.Evlendirme memurluğunca yapılan işlemlerden önce de bir inceleme ve yarar ve esenliğin gözetilmesi gereken görev ve yükümlülüğün yerine getirilmesi de önerilmiştir.ÇKK/44 maddesi ayrıca bu kapsamı da içermektedir.
Not: Bu gerekçelere yönelik yer alabilecek diğer bilgilere ulaşmakta mümkündür.( http://www.sosyalhizmetuzmani.org/nihattarimeri.htm)

ÇOCUK KORUMA MERKEZLERİ ; CEZA SORUMLULUĞU VE SOSYAL İNCELEME RAPORLARI         

ÇOCUK KORUMA MERKEZLERİ ;

CEZA SORUMLULUĞU VE SOSYAL İNCELEME RAPORLARI         

 Nihat Tarımeri /Sosyal Hizmet Uzmanı

21.Temmuz 2010 tarihli Resmi Gazetede “CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK KORUMA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ” başlığı ile bir yönetmelik yayınlanmıştır. Yükseköğrenim Kanununun 7. maddesine dayandırılan bu yönetmeliğin 5. maddesindeki merkezin amaçları şu şekilde gösterilmiştir. Buna göre Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi içindeki ilgili anabilim dalları ve öncelikle çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, çocuk psikiyatrisi ve  adli tıp anabilim dalları arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlayarak; korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların tanı, tedavi, korunma ve izlenmelerine dair uygulama ve araştırmaların yapılacağı ortamı sağlamak ve yapmak, vede  Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesine başvuran, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların ihmal ve istismardan korunması için çalışmak, bu çocukları değerlendirmek, tanı, tedavi, korunma ve izlenmelerini gerçekleştirmenin olduğu belirtilmektedir..

Merkezin faaliyet alanlarının gösterildiği 6. maddede a) İhmal ve istismara uğrayan çocukların tanı, tedavi ve izlenmelerini gerçekleştirmek,  b) Suça sürüklenen çocuğun cezai sorumluluğunun belirlenmesi için gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri yapmak, c) Çocukların kronolojik yaşını ortaya koymaya yönelik çalışmalar yapmak, ç) Çocuğun soy bağının ortaya konması için danışmanlık yapmak ve ilgili laboratuarlarla işbirliği içinde olmak, d) Merkeze başvuran olgulara ait kayıtların standart bir şekilde ve tek elden tutulmasına yönelik çalışmalar yaparak veri tabanı oluşturmak ve bu konuda diğer çocuk koruma merkezleriyle iletişim içinde olmak, e) Korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuklar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapmak ve bu konuda diğer çocuk koruma merkezleri ile iletişim içinde olmak merkezin çalışma alanları olarak belirtilmiştir

 

Bu yönde Marmara Üniversitesinde de aynı başlık altında bir merkez açılmış olup bu merkez ile ilgili yönetmelikte 28.8.2009 tarihinde yayınlanmıştır.Bu yönetmeliğin faaliyet alanları ile ilgili 6. maddeside son yönetmelik ile  aynı olup suça sürüklenen çocuğun cezai sorumluğunun belirlenmesi için yapılmış olan düzenlemede aynı (b) fıkrasında yer almaktadır. Dolayısıyla Cumhuriyet Üniversitesinin yönetmeliği hazırlanırken  Marmara Üniversitesinin bu yönetmeliğinden aynen yararlandığı görülmektedir.

Ayrıca bu konu ile ilgili olarak Gazi Üniversitesininde de aynı başlık altında bir merkez faaliyettedir.  Bu merkezin yönetmeliği ise 19.3.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmıştır.Bu yönetmelik incelendiğinde ise aynı başlık altındaki merkezin sadece çocuk ihmal ve istismarına yönelik olduğu ve suça yönelen çocuklara ceza sorumluluğunun belirlenmesine yönelik her hangi bir çalışmaya yer vermediği görülmektedir. Öte yandan Erciyas Üniversitesinde de “Çocuk İhmali ve İstismarını Engelleme Uygulama ve Araştırma Merkezi” başlığında da bir merkez faaliyet göstermekte olup bu merkezin yönetmeliğide 18.5.2009 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.

12.8.2010 TARİHLİ BU YAZI EKTE DEVAM EDECEK..cocukoruma.1.8.2018

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK – 3

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI  KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK  – 3

                                                                                                             SHU Nihat Tarımeri(*)

GİRİŞ VE BÖLÜM 1

…….

BÖLÜM . II

……..

 BÖLÜM III

6.SOSYAL ÇALIŞMA(MA) GÖREVLİSİ VE SOSYAL İNCELEME RAPORU

  1. Sosyal hizmet ile ilgili açık öğrenim ile kamusal bir hizmetin bir parçası olan sosyal hizmetler kapsamında koruyup kollanmaya yönelik sosyal bir koruma boyutunu da içeren “Sosyal Hizmet Mevzuat” için söz konusu olan bu yayında hem ASŞ hemde 14üncü maddesindeki sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı yerine “sosyal refah hizmetleri” şeklinde ki  “anomi” durumun akademik bir çalışmaya özellikle  yansıtılmış olması sadece bir bilim düzeyi ile  ilgili de değildir.Evrensel bir ortak dil boyutunuda belirlemektedir.Anadolu ve Atatürk Üniversitelerideki Açık Öğretim Fakültelerinde  yer alan sosyal hizmet bölümleri için  müfredat ve ders proğramlar (26) ve  ilgili yayınlarda (27)bu yöndedir.  Hem hak sahiplerini ve de uygulamaları ; yararlanmayı da  belirleyen bir özellikte böylece kazandırılmaktadır.Akademik çalışmada  ayrıca görüldüğü gibi   Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi kapsamında 8 ünite arasında yer alan ve 156-184.sayfalar arasında ki 6.Ünite de “Adalet Hizmetinde Sosyal Hizmetler”e yer verilmiştir. Özellikle sosyal hizmetlerden yararlanmaya yönelik bir kuram ve yöntemler/metotlar ve de kullanılan araçların yasal düzenlemeler açısından kaynağı ise başta ÇKK olup bu açıdan  ayrı bir önemdedir. Bu başlık ile de öne çıkan bu durum ve  yöndeki yetkinlik ise meslekdaşımız değerli Doç. Dr. Özlem Cankurtaran Öndeş ile de yansıtılmaktadır.(28) (Prof. ünvanı daha sonra kazanmıştır.)  Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi için de 2012-13 dönemi içinde hazırlanmış ve 14 ünite arasında yer alan 11. ve 12 .Üniteler “Suç Mevzuatı 1-2” şeklinde ele alınmıştır.11.Ünite ve 23 sayfa olan “SUÇ MEVZUATI I” ın içindekiler ;• Çocuk Adalet Sistemi: Çocuk Polisi• Çocuk Adalet Sistemi: Çocuk Mahkemeleri’dir. 12. Ünite ve  28 sayfadaki   “SUÇ MEVZUATI II deki içindekiler ise ; • Çocuk Mahkemesi: Çocuklar Hakkında Verilen Kararlar • Sosyal Hizmet Uzmanının Rol ve Fonksiyonu• Kapalı Kurumlar: Çocuk ve Gençlik Cezaevleri ve Çocuk Eğitimevleri • Ceza Adalet Sistemi’dir.
  2. Her iki çalışmada aynı şekilde yer alan bu “Adalet Alanında Sosyal Hizmet Mevzuatı” ile ilgili olarak adalet hizmetini tamamlayan sosyal hizmetlere yönelik bazı bilgilerin arasında örneğin “Sosyal Hizmet Uzmanının rol ve fonksiyonu” başlıkta bu çalışma 172 . sayfada ve “Suç Mevzuatı II” de ki  11. sayfada görüleceği gibi “Sosyal Hizmet Uzmanı gibi bir mesleğe yer verilmektedir.Mesleksel bir özellikte öne çıkmaktadır. Editörlüğünün de yaptığı bu çalışmada ise Prof. Dr. İ. Tomanbay bazı çalışmalarda yaptığı açıklamalarından birisinde “..Oysa Türkiye’de lisans düzeyinde öğretim almış, İngilizce deyişiyle “social worker”lar, Almanca deyişle, “Sozialarbeiter”ler kendilerini sosyal hizmet(ler) uzmanı olarak tanıttıkları zaman kendilerini lisansla kazanılmış bir mesleğin ve disiplinin dışına itmiş oluyorlar ve, acısı, kendilerini mesleksizleştirmiş ve sosyal çalışma mesleğini saygınsızlaştırmış olduklarının farkına bile varmıyorlar.”(Prg.53)   bu açıklama ile bir çelişki ve/veya bir tutarsızlık gibi bir durum bu çalışmada  yer almaktadır.  Öğrencilerin sosyal çalışmacılar ile sosyal hizmet uzmanları gibi bir adlandırmanın kafalarının karıştırıldığı bir durumda  ortaya çıkmaktadır.  EKTE DEVAM EDİYOR..ass2NT3 ö

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI  KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK  – 2

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI  KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK  – 2

                                                                                                             SHU Nihat Tarımeri(*)

 GİRİŞ VE BÖLÜM 1

…….

BÖLÜM . II

3.SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA  HAKKI İÇİN  TESPİT VE BİR BAKIŞ

  1. Bu arada Angosakson ve Roma/Kıta Avrupası ile sistem ve açısından iki eğitimi almış değerli Prof. Dr. İ. Tomanbay; İngilizce “social work” ,”social worker” ve Almanca “sozial arbeit”,”sozialarbeiter” ve de “social service(s)/sozial Dienst” şeklindeki bu terimlerin “sosyal hizmet(ler) ” yerine  “sosyal çalışma” şeklinde “sosyal hizmet uzmanları” nın yerine ise de “sosyal çalışmacı” şeklinde Türkçeleştirilmesi gerektiğini de kuvvetli bir şekilde hep gündeme getirmektedir. ASŞ ve 14 üncü maddedeki çeviri özelliği; Uluslararası Sosyal Hizmet   ISS ( INTERNATIONAL SOCIAL SERVICE)” ile Afganistan gibi bilgilere rağmen bu yönde önemli bir ek  görevde yüklenmektedir. Bu görev ve yaklaşım bağlamında bu konuya yönelik çeşitli çalışmalardan bazılarına da görüldüğü gibi yer verilmektedir.(19) Kitap dahil yazılı yayın açısından bir verimde söz konusu olup  en son çalışma ise “Adli Sosyal Hizmet” ile (20) ilgili bir çalışmaya  yöneliktir. 28.Temmuz 2017 tarihinde bir zihin açılmaya yönelik  bir çalışma mesleksel açıdan da   görüldüğü gibi tekrarlanmıştır. (21) Bu   çalışma da ise görüleceği gibi “Adli Sosyal Hizmet mi Adli Sosyal Çalışma mı ? (Forensic social services or Forensic Social Work)” başlıklı çalışmadır.

51.Bu çalışmanın ve değerlendirmenin giriş kısmında görüleceği gibi yapılan bu tespit ile sosyal hizmet(çalışma) mesleği ile önemli bir zarar söz konusudur.  Herkesin sosyal hizmet denilen alandaki  etkinliklerinin meslek sandıkları  ve sosyal çalışmanın sahiplerininde bir hata yapıldığı da özellikle vurgulanmaktadır.  Türkiye’de adli sosyal çalışmalar geliştirilmek isteniyorsa da bu kavramın sosyal hizmet(ler) yerine “sosyal çalışma” şeklinde öne çıkarılması gerektiği de akademik bir çalışma açısından açıklanmaktadır. Kavramların doğru kullanılması ve anlaşılmasıda öne çıkmaktadır. İngilizce literatür bağlamında  “social work” kelimesinin ise SHA ne dayalı olarak yanlış ve tarihsel bir çevirinin neden olduğu da vurgulanmaktadır.

EKTE DEVAM EDECEK ass2NT2-ö

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK – 1

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ; “SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA” HAKKINI  KÖTÜYE KULLANMAK VE BİR HAKKI SAVUN(MA)MAK  – 1

                                                                                                             SHU Nihat Tarımeri(*)

 

İLK SÖZ : Bir bilim insanı ve aydın herşeyden önce dürüst olmak zorundadır.

 GİRİŞ VE DURUM

1.Hergün yazılı medyanın üçüncü sayfaları ve görüntü yayınlar aslında bir ülkenin küçük bir yansımasıdır.Şiddetin ortak bir değerin olduğu günümüzde çocuk ve kadınların öyküleri de  ayrı bir roman gibidir.Çocuk gelinler gibi zorla evlenmeler,suç işleyen çocuklar gençler,çalıştırılanlar içinde yansıyan bu görüntüler aynı zamanda  bir  ülkede ki sosyal adalet olmak üzere sosyal ve hukuk devletinin önemli unsurlarından biri olan sosyal hizmetlerinde önemli yansımalarının da bir özetidir.Adalet, sosyal güvenlik, savunma, sağlık, eğitim gibi  temel bir kamusal  hizmet olan bu sosyal hizmetler tarihsel bir evrim ile de dönüşmüş olup evrensel bir ortak ve değer olarakta öne çıkmıştır. Türkiye de iç hukukun da bir parçası olan Avrupa Sosyal Şartı (ASŞ) ise sosyal ve hukuk devlet özelliği ve niteliğini belirlemek içindir. Kurumlar dahil bir devlet açısından ise bir taahhüt ve hak sahipleri açısından bir güvence de söz konusudur. Bilindiği gibi İmaj Yayınevinde Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Tekin Akıllıoğlu tarafından yayımlanmış olan “Gözden Geçirilmiş AVRUPA SOSYAL ŞARTI ve TÜRKİYE” kitabı ise Aralık 2015 de yayınlanmıştır..Prof. Dr. T. Akıllıoğlu uzun süre Avrupa Konseyinde “Avrupa Sosyal Haklar Komitesi” üyesi ve başkan yardımcı olarak da görev yapmıştır.

  1. Maddeleri ve özellikleri ayrı ayrı ele alan bu değerli çalışmanın 72.sayfasında sıra 14.üncü maddeye gelmektedir.. Bu bölümde yer alan   “Açıklama” da (paragraf 70) ise Resmi çeviride İngilizcede geçen “sosyal refah hizmetleri” deyimi, aslında mevzuatımıza Fransızcadan geçen “sosyal hizmetler” karşılığıdır. 14. madde iki düşünceden oluşmaktadır: -sosyal hizmetlerden yaralanma hakkını etkili kılacak biçimde sosyal hizmetlerin örgütlenmesini,- bireyler ve örgütlerin bu hizmetlerin kurulmasına ve işleyişine katılması.” şeklinde çeviri ile ilgili ayrı ve önemli bir tespit de yapılmıştır. Bu aynı zamanda sosyal hizmetler açısından  belirleyici ve önemli bir dönüm noktasıdır. İnsan ve insanlık ile birlikte özgür bir yurttaş olabilmek içindir. Devamı ==>ass2NT1