Ergen ve Ergenlik


Ergen gücünün sınırlarını sık sık test eder,  enerji doludur. Dahası bu enerjisini kullanabileceği uygun ortam ve meşgaleler de ergenin olumlu gelişiminde önemlidir.

ERGENLİK

Ergenlik, yaşam dönemleri  arasında tanımlanması en zor olanıdır. Ergenlik için yapılan herhangi bir genelleme hemen söylenin tersi yönünde sonuç verebilmektedir. Ergenler çok ben merkezli olmalarına rağmen çok kolayca kendilerini başkaları için feda edebilirler. Dikkatleri bir kelebek gibi sürekli daldan dala dolaşırken, öte yandan bir şeye saatlerce konsantre olabilirler.  Kendilerinden bir iş yapmalarını beklediğinizde tembel, ilgi beklediğinizde suratsız olabiliyorken, öte yandan ummadığınız zamanda sevgi dolu ve fedakar olabiliyorlar.

Bu önceden tahmin edilemeyen, ileri gitmesini umarken geri giden, beyaz dediğinize siyah diyen, soğuk dediğinize sıcak diyen bir kişi olup çıkıverir ergen.  İnsan hayatının 12-19 yaş arasındaki dönemi özel bir dönemdir çünkü yaşamın bu yılları fiziksel olduğu kadar psiko sosyal yönden de çok hızlı bir değişimin yaşandığı, belli arayışların başladığı, kişinin kendisi ve çevresi hakkında en çok sorguladığı bir dönemdir. Ergen kendisine ve çevresine büyüdüğünü, gelişip değiştiğini ve her anlamda farklı biri olduğunu kabullendirmeye çalışır.  Utangaç, silik bir çocuk, ergenlik çağında çok daha konuşkan, atılgan tavırlar gösterebilir ya da saldırganlaşabilir. Kendi sınırlarını denediği yaşamın bu döneminde adeta ergen kendini  yenileyerek sil baştan başka biri olma yönünde yöntemlere başvurabilir. Bu süreç ergen kadar aileler açısından da çok önemlidir. Aileler bilinçle, sabır ve anlayışla ve ergendeki değişmenin farkında olduklarını, ergene karşı davranışlarda da onu artık eski sevimli küçük çocuk değil, ama en az önceki kadar sevip değer verdikleri bir ergen olarak kabul ettiklerini hissettirmelidirler. Konuları birlikte konuşup değerlendirebilmeli, ergenin isteklerinden aile onaylamadıklarını uygun bir dille ve inandırıcı (gerçekçi) açıklamalarla ergenle konuşabilmeli. Ergenin istek ve beklentilerini ya da kendisini  görmezlikten gelmek ergenle aranıza belki de bir daha aşamayacağınız bariyerler oluşturabilir.

Ergenliğin en belirgin özelliği beklenmedik davranış ve tepkilerinin belli sınıflamaların ve beklentilerin dışında olmasıdır. Her ergende değişim farklı etkiler gösterdiğinden çok belirgin tanımlamalar yapmamız da pek mümkün olamamaktadır. Ergeni dikkatle gözlediğinizde aslında insanı çok kompleks ve anlaşılmaz yapan şeyin deneyimler olduğunu açıkça görürsünüz. Ergen bir yandan kendisinin büyüdüğünü, artık küçük bir çocuk olmadığını söylerken, küçük bir çocuk olmadığı konusunda haklı olmakla birlikte  aslında deneyimsiz olduğu için gerçekten de hiç umulmadık hatalar yapabildiğinin farkında  da değil. Bu yüzden çok cesur olur; çok kolayca kırabilir, tahrip edebilir. İnsanlar olayları değerlendirirken, kararlar verirken bilgi ve deneyimleri ile değerlendirip karar vermektedirler. Bir insana tabancayla nişan alıp ateş ettiğiniz takdirde onu öldürebileceğinizi bilirsiniz, ancak deneyime sahip bir insan bir insanı öldürmenin ne anlama geldiğini, insan öldürmenin sonuçları, daha doğrusu bir bedeli olacağını ve bu eylemi  gerçekleştirdiği takdirde o bedeli de ödemesi gerektiğini düşünür, nihayetinde bu bağlamda değerlendirip nihai kararını verir.

Ergen gücünün sınırlarını sık sık test eder,  enerji doludur. Dahası bu enerjisini kullanabileceği uygun ortam ve meşgaleler de ergenin olumlu gelişiminde önemlidir. Bu değişim ve gelişim sürecinde oldukça önemli bir gelişim de ergenin cinsel gelişimidir. Cinsel kimlik gelişimi, karşı cinse yakın ilgi, kendi cinsel kimliği hakkındaki düşüncelerinin gelişimi ve netleşmesi de bu dönemin önemli gelişmelerindendir.

 

İyileşme Liseleri: Dr. Lori Holleran Steiker ile Söyleşi

Bugünkü sosyal hizmet podcasti İyileşme Liselerine dairdir. Austin’deki Texas Üniversitesi Sosyal Hizmet Okulunun seçkin profesörlerinden ve (aynı zamanda) 2016 yılı, Youth and Substance Use: Prevention, Intervention and Recovery kitabının yazarı Dr. Lori Holeran Steiker ile konuştum. Bağımlılığın risk faktörleri, ergen beyin gelişimi, biyopsikososyal-manevi bakımdan bağımlılığı nasıl düşünmek gerektiği,iyileştirme ya da ayıltmada (bu tür risklere karşı uyanık tutma) gençlere bakım sağlamada, onların madde ve alkol ile mücadele süreçlerinde liselerin neden önemli açığa (boşluklara) sahip oldukları ve onları yeniden topluma kazandırmada nasıl yardım edilebileceği hakkında konuştuk. Konuşmamızı ergen bağımlılığına karşı mücadeleye katılmak için Lori’nin hararetli ricası ile sonlandırdık.

 

Ergenlikte Güven ve Güvenlik

Kızlara göre güvenliğin anlamı nedir, güvende hissetmelerini sağlayan nedir ve neden güvende hissetmek önemlidir?

Bu soruların cevabını Amerika’da yapılan bir araştırmadan (8-17 yaş arası 2,279 kızın katılımıyla gerçekleştirilmiştir) elde edilen bulgular ışığında arayıp değerlendireceğiz.

Özellikle ana babalar ve aileler açısından çocukları, gençleri anlamak, ergenlerin ihtiyaç ve sorunlarına duyarlı olmak, ergeni gereği gibi hayata hazırlamak ve sağlıklı iletişim kurmak, ergenle sağlıklı ilişkiler geliştirmek için ergen ve ergenlik hakkında yeterli bilgi ve donanıma sahip olmamız gerekiyor. Ergenlik dönemi aynı zamanda çocukların özerliğe daha fazla önem vermeleri nedeniyle bu dönemde ana babadan uzaklaşma ve daha az paylaşma eğilimi dolayısı ile çoğu zaman endişelenir ya da ergeni bunaltacak kadar yüklenerek ilişkileri daha da çıkmaza sokabiliriz.

Bu araştırmadan elde edilen bulgular sayesinde aynı zamanda ergenlik çağındaki kızların konuya bakış açıları, algılama yaklaşımları, kendileri açısından riskleri de değerlendirebilme ve onları daha iyi anlama bakımından içgörü kazanmamıza da katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Araştırmada şu sorulara cevap aranmıştır:

  • Kızlar güvenliği nasıl tanımlıyorlar?
  • Güvenli ve güvensiz durumları neye göre değerlendiriyorlar?
  • Güvensizlik duygusu yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?
  • Kızlar fiziksel ve duygusal tehlike ve tehdit durumlarıyla başa çıkabilmek için hangi stratejileri kullanırlar?

Kızlar sıkça medyada şiddet kurbanı olarak resmediliyorlar, yetişkinler daha çok fiziksel tehlikeye karşı korunma ihtiyacına dikkat ederler.  Fakat kızlar aksine duygusal incinmelere karşı çok daha hassastırlar ve alay edilmekten, yargılanmaktan, terk edilmek ve aldatılıp ihanete uğramaktan korkarlar.

Kızların duygusal güvenliği artarak araştırmacıların ve kızlarla çalışan yetişkinlerin dikkatini çekmektedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular duygusal ve fiziksel güvenlik onların sağlıklı gelişmeleri için  her ikisinin de anahtar role sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Gene bu çalışmanın en önemli bulgularından biri duygusal olarak kendisini güvende hissedemeyenlerin fiziksel olarak da kendilerini güvende hissetmedikleridir. Bu duygusal güvenin önemini belirtir. Duygusal güven odak grubunun da temel kaygılarından biriydi ve araştırmaya online olarak katılan her üç kızdan birinin en büyük endişesiydi. Irksal ve etnik kökenin güvenlik duygusuna tesiri tespit edilmemiştir.

 

Kızınızı Sağlıksız İlişkiden Nasıl Korursunuz?

Geçen son on yılda ergen flört istismarı çok kötü bir noktaya geldi. Irk, sınıf, yaş, etnik köken, eğitim düzeyi, ve gelir düzeyinden daha kapsamlı bir hal aldı. Ayrımın etkin olduğu tek alan cinsiyettir. Şiddet kurbanlarının %95’i kızlardan oluşmaktadır.

1980’lerin başlarında kadına ve çocuğa karşı şiddetin sonlandırılması akımında müdahale uzmanı olarak, Kaliforniya sınıflarında büyük zaman harcayan Barrie Levy tecavüz, seksüel istismar, ve dayağı kadınlara karşı suçlar olarak tanımladı, bu suçlarla kızların büyüme sürecinde kadılaşabildiklerini saptadı. Çok sayıda kız 12-13 yaşlarında iken kendi ergen erkek arkadaşları tarafından bu suçlara maruz bırakıldıklarını şaşkınlıkla gördü

Beden İmgesi (Siz ve Aynalar)

Beden imgesi kendi görünümünüze ilişkin düşüncelerinizdir. Pozitif beden imgesine sahip olmak, çoğunlukla kendinizi doğru görmeniz, bedeniniz hakkında kendinizi rahat hissetmeniz ve görünüşünüz hakkında olumlu hislere sahip olmanızdır.

Beden imgesi ile mücadele oldukça yaygındır, kim olduğunuzun hiç bir önemi yoktur.

Olumsuz beden imgesine sahip olmak yeme ve egzersiz bozukluklarına neden olabilir

Hepimiz beden imgesine sahibiz. Hepimiz görünüşümüze dair hislere sahibiz. Bizim görünüşümüz hakkında başkalarının ne düşündüğüne dair fikirlerimiz var. Fiziki imgeniz

vücudunuzun bazı bölümleri hakkında çok olumlu hislere sahipken, bazı bölümleri hakkında aynı hislere sahip olmayabilirsiniz bu normaldir. Beden imgesi aynı zamanda vücudunuz hakkındaki hislerinizdir.

Birçoğumuz beden imgemiz ile mücadele ederiz. Bazen kendimiz ve bedenimiz hakkındaki bu duygularımızı anlamakta zorlanırız.

Beden imgesi kendinize baktığınızda neler düşündüğünüz ve ne hissettiğinizdir. Aynı zamanda başkalarının sizi nasıl gördüğüne ilişkin sizin düşüncelerinizdir.

Vücudunuz ve bütün parçaları hakkında nasıl hissettiğiniz – vücut yapınız, bacaklarınız, burnunuz, göbeğiniz, ten renginiz, saçınızın rengi ve şekli…

 

HIV / AIDS hakkında bilmemiz gerekenler

HIV virüsünü alan insanlar on yıl boyunca hatta daha uzun süre hiç bir belirti göstermeyebilirler. Bu virüsü taşıyıp taşımadığınızdan emin olmanın tek yolu HIV testi yaptırmaktır.

 

Çözümlenmemiş Bağımlılık Durumlarının 25 Sonucu

Başkalarının duygularından ve / ya davranışlarından sorumlu olduğumuzu varsayarız. Başkalarının duygu ve davranışlarından aşırı derecede sorumlu olduğumuz duygusu taşırız. Duygularımızı tanılamakta zorluk yaşarız …Kızgın mıyım … üzgün müyüm … mutlu muyum … korkuyor muyum?

 

 Özgüven

Hayatboyu kendimizi ve başkalarını belli kriterlere göre değerlendiririz, benzer şekilde başkaları da bizi değerlendirir. Özgüvenin ardındaki fikir kendimiz hakkında nasıl değer biçtiğimizle ilgilidir. Bu değer kişiden kişiye değişir. Biz kendimize çok az değer biçerken, başkaları bize daha yüksek  değer biçebilir. Kendimizi olduğumuzdan daha değersiz görmeyi alışkanlık haline getirirsek, ya da kendimize başkalarından daha değersiz görme eğilimini sürdürürsek düşük özgüven (değersizlik) duygusu geliştiririz.