Home  Aile  Cocuk  Ergen  Cocuk Istısmari  Psikoterapi  Sosyal Hizmet  Adli Sosyal Hizmet  Türkiye-SHU  Guc ve Istismar  Egitim Psikolojisi  Videolar  Hakkimizda  Baglantilar


Gözlerinizi kapatarak, fıçıya girerek, dış çevre ile aranıza setler çekip surlar örerek sorunalrı çözemezsiniz...

Insanoğlu sosyal bir varlıktır. Doğduğu andan itibaren sosyal çevre ile iletişim ve etkileşim halindedir. Doğuştan yetişkinliğe doğru yaşam süreci devam ederken bulunduğu ortamda ihtiyaçlaırnın ne oranda karşılandığı, kendisini ne şekilde ifade ettiği ya da edebilğine bağlı olarak psiko sosyal gelişimini de tamamlar. Bir çok faktörle birlikte fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçların karşılanması / engellenmesi oranına bağlı olarak  kendini gerçekleştirme  (mutlu ve üretken bir insane olarak hayatını sürdürme) ya da kendini gerçekleştirememe (kaygılı, tedirgin, güvensiz, saldırgan vs. olumsuz bir kişi olarak)  hayatını sürdürmesi söz konusu olmaktadır. Insanları ama büyük çoğunluğu orta bölümde yani diğer bir deyişle hayatın bir çok gerilim ve stresine rağmen dengesini koruyan ya da koruma mücadelesini sürdüren insnalar büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun her toplumda ve her kültürde insanlar bir sosyal çevre içinde yetiştiklerinden, sosyal, kültürel, ekonomik ve iklimsel birçok faktör, insanoğunun fiziksel gelişimine paralel olarak psiko sosyal gelişiminde de oldukça önemli rol oynakatadır. İşte psikoterapinin önemi burada ortaya çıkar. Brey yetiştiği kalıplar içersinde gelişen kişilik özellikleri ve yaşadığı psikolojik ya da psiko sosyal sorunların genelde fazlaca farkında değil ya da bu sorunların farkında olsa bile sorunları nasıl çözümleyip, nasıl başa çıkabileceği konusunda yetersiz kalmaktadır. Dolayısı ile psikoterapiye burada ihtiyaç duyulmaktadır. Psikoterapi çok derin psikolojik rahatsızlıklaırn tedavisinde kullanılabildiği gibi, çok sıradan, temel psiko sosyal sorunların tedavisi için de başarıyla uygulamaktadır. Bu sıradan sorunlar  tedavi edilmediği takdirde  ilerde cok daha ciddi sorunlara yol açacak, çok daha büyük zaman ve maaliyet gerektirecek sorunların ortaya çıkmasına, ailelerin parçalanmasına ve değişik sosyal sorunların gelişmesine zemin hazırlayacak problemlerin de daha ortaya çıkmadan çözümlenmesine, birey, aile ve toplumun mutluluk ve sağlığına da katkı sağlayacaktır.

Ayrıca bireyler herhangi bir psiko sosyal soruna sahip olmasalar bile belirli konu ya da alanlarda kendilerini geliştirmek için kişisel olarak veya grup psikoterapi seanslarına katılabilmektedirler. Çünkü psikoterapi breyleri destek aldıkları konuda geliştirip güçlenidrir.

Klasik anlamda psikoterapi her ne kadar belli bir eğitim ya da meslek grubuna ait olmasa da günümüzde bilim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla gelişen psikoloji ve psiko sosyal bilim alanlarının hızla gelişmesine paralel olarak gelişmektedir ve dolayısı ile belli meslekler psikoterapinin gitikçe profesyonelleşen bir yapıya erişmesini sağlamaktadırlar. Sosyal Hizmet,  Psikolojik Danışma ve Rehberlik, psikiyatri alanlarında özellikle ülkemizde sosyal hizmet ve PDR meslekleri lisans düzeyinde verilen eğitimde bile mesleki altyapıları gereği psikososyal yardım ve müdahale tekniklerini temel olarak teorik ve uygulama düzeyinde vermektedirler.

Uluslararası düzeyde ise daha çok Klinik sosyal hizmet uzmanı, klinik psikolog,  klinik psikiyatri hemşirelerinin bir kısmı psikiyatristlerin bir kısmı psikoterapi eğitimi almakta ve psikoterapist olarak mudahale yetki ve sorumluluğuna sahip olmaktadırlar. Psikoterapi süreci gerçekten de çok karmaşık bir süreç olup çok iyi düzeyde kuramsal ve uygulamalı eğitim almayı gerektirmektedir. Ancak eğitim almak da başlı başına yeterli olmayıp aynı zamanda beceri gerektirmektedir. Yani psiko terapi bir bilim ve sanattır aynı zamanda. Bilimdir kuramları çok iyi bilmeniz gerekmektedir, sanattır her sistemde farklı işleyen bu kuralları her müracaatçı sistemi için özgün uygulamak zorundasınız. Diğer bir deyişle bir klasik muziğin notalrını eksiksiz ezberleyebilirsiniz ama pianonun başına geçip parçayı çalmanız gerektiğinde bu yeteneğiniz yoksa o bilgiler hiç bir işe yaramayacaktır. Psikoterapist olmak için bilgi ve beceri gerekir dedik. Bilgi ve beceriye sahip olabilirsiniz ancak diğer bir faktör daha var ki psikoterapinin olmazsa olmazıdır o da psikoterapide etik. Bilgi ve beceriye sahip kişi eğer ki insani değerleri, psikoterapinin etik kurallarını dikkate almıyor, müracaatçının menfaatlerini korumuyor ya da koruyamıyorsa kesinlikle yaptığı çalışmayı psikoterapi olarak adlandıramaz.  Bir uzmanın yaptığı çalışmayı psikoterapi oalrak adlandırabilmesi için bilgi, beceri ve değer sistemine sahip olması ve bu sistem içersinde gerçekleştirmesi zorunluluktur. Bir psikoterapi çalışması ilaçla desteklenebilir, ancak eğer psikoterapist psikiyatrist değilse, ancak bunu bir psikiatristle ekip çalışması içersinde gerçekleştirebilir. Aynı şekilde bir psikiyatrist eğer ki psikoterapi eğitimi almamış, bu alanda yeterli bilgi ve beceriye sahip değilse ancak başka bir psikoterapistle ekip çalışması içinde bu çalışmayı destekleyebilir, yani kendisi psikoterapi yapamaz. Özellikle biyopsikososyal sorunlarda ilaç tedavisi gereklilik ya da zorunluluk olabilir ancak bu durumlarda terapist alandaki profesyonellerle ekip çalışması içinde (yani psikoterapiye ek olarak) çalışmayı sürdürmelidir.

 

 

  Herkes için psikoterapi

Günümüz insanı hızla değişen teknoloji ve çevre koşullarına bağlı olarak her geçen gün daha da zorlaşan hayat koşullarında ruhsal bütünlüğünü bozmadan dış çevre ve toplumla uyumlu bir halde yaşayabilmek için  daha fazla çabaya ihtiyaç duyar. Ailenin her bireyi toplum içinde belirli bir düzeyi yakalamak ve korumak adına sürekli yarışa zorlanmaktadır. Günlük hayatın stresi ve yoğun temposu içinde ruh sağlığımızı ve çevreyle ilşkilerimizi dengeli bir şekilde koruyup geliştirebilmemiz özel önem arzetmektedir. Sağlıkta, ama özellikle de ruh sağlığında koruyucu, önleyici tedbirler çok önemlidir. Bireysel faktörler, eğitim, kültür, yetişme tarzı, aile bütünlüğü gibi  faktörler gerek kişiliğimizin şekillenmesinde gerekse çevre ile sağlıklı ilişkiler kurmada önemli etkenlerdir. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde artık birçok hastalık ve sorun daha kolay bir şekilde tedavi edilirken, birçok alan ve durumda da daha sorun baş göstermeden aldığımız  bilinçli ve kontrollü tedbirlerle ruhsal ve fiziksel açıdan sağlıklı ve mutlu bir hayat sürdürebiliyoruz.        Sağlik alanında en yaygın olarak kabul gören tanımlama Dünya Sağlık örgütü (WHO) tarafından yapılanıdır. Bu tanıma göre sağlık; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilık halidir.         Demek ki fiziksel, ruhsal ya da sosyal yönlerden harhangi birisinde bir sıkıntı varsa o zaman sağlık değil hastalık durumu söz konusu olmaktadır. Bu durum toplum içindeki her yaştan, her gruptan, her meslekten, her ırktan ve her ekonomik seviyeden insanlar için geçerlidir. Nasıl ki bir tabip kronik böbrek yetmezliği, kanser ya da başka bir hastalıktan müzdarip olduğunda hastalığının kabul edilip tedaviye alınmak durumunda ise, ya da sebepsiz yere anti-sosyal davranişlar göstererek sokağa çıkıp sağa sola saldıran, çevreye ve topluma zarar veren davranışlar içindeki bir birey de aynı şekilde sağlıklı olarak kabul edilmez ve gerekli psiko-sosyal çalışma ve değerlendirmeler yapılarak, probleminin teşhis edilip, ihtiyaç duyduğu tedavinin uygulanması bir gereklilik olduğu gibi ruh sağlığı elemanlarının da aynı şekilde fiziksel, sosyal ve ruhsal problemler karşısında gerekli tedbirleri alarak gerektiğinde tedaviye başlamalarının dahası icra ettikleri görev itibarı ile düzenli olarak kontroller ve tedavileri almaları gerekmektedir. Eğer bir psikiyatrist ben alanımda uzmanım, bana birşey olmaz, ben yanılmam gibi düşüncelere kapılıyorsa profesyonel yardım almasının zamanı gelmiştir. Dahası bu kontrollerin kendi arkadaşları tarafından yapılmaması özel öneme sahiptir. Atalarımızın bilgece söyledikleri gibi "Terzi kendi söküğünü dikemez." Onun da kendi sökükleri için başka bir terziye gitmesi bir gerekliliktir.        Bir ruh sağlığı uzmanı ya da psikoterapist bilgi, beceri, ve mesleki değer sistemine sahip olmalıdır. Eğitim sürecinde edindiği bilgi birikimini hayat boyu desteklemeli ve geliştirmelidir. Aynı yıllarda ve aynı sıralarda okuyan, aşağı yukarı aynı bilgi birikimine sahip kişiler arasında başarı farklarının başında beceri gelmektedir. Gerçekten de teorileri çok iyi biliyor olabilirisiniz, ancak eğer uygulama konusunda yeterli beceriye sahip değilseniz, mesleki değerleri göz ardı edebiliyorsanız, insana insan olduğu için değerlidir prensibini unutarak işinizi sadece formalite olarak görüyorsanız tabi ki başarılı olmanız beklenemez.         Bir uzman müracaatçı ile karşılaştığında bazı çağrışımlar onu geçmişindeki olumsuzluklara götürdüğünü hissettiği an bu çalışmayı yapamayacağını açık yürekllikle kendisine ve de karşı tarafa uygun bir tarzla ifade edebilmelidir. Aksi takdirde eninde sonunda herşeyi altüst etme riski ile karşı karşıyadır ve bu stres bile başarılı olma şansını önemli oranda azaltacaktır.

       Araştırmalar sürekli travmatik vakalarla çalışan sosyal hizmet uzmanları ve diğer ruh sağlık uzmanlarının bir süre sonra travma sonrası stres bozukluğu geliştirdiklerini göstermiştir. 11 Eylül sorası terör kurbanları ve yakınları ile çalışan uzmanlar ve diğer büyük felatetlere maruz kalan gruplarla çalışan uzmanlarda benzer şekilde ciddi travamatik bozukluklar saptanmıştır.(Science Daily) Yani birçok fiziksel hastalık gibi ruhsal sorunlar da bulaşıcı olabiliyor. Dolayısı ile uzmanların da diğer muracaatçılar gibi benzer şekilde psikoterapi almaları, ve yetrince kendilerine zaman ayırarak gelişen rahatsızlığın tüm olumsuz etkilerini üzerlerinden atana kadar dinlenmeleri ve kendilerini yenileyerek geri dönmeleri oldukça önemlidir.

 

Klinik Sosyal Hizmet Bağlamında Asker Aileleriyle Çalışma

(Askeri Sosyal Hizmet)

            Uzun süreli ayrılık ve aile üyelerinden birinin savaş bölgesinde ya da terörist gruplarla sürekli sıcak temas sağlayabileceği hesabı ile asker aileleri ciddi anlamda stress yaşamaktadırlar. Savaş düzenini ve askerlerin eğiitilip yetiştirilmesinin aşamalarını anlayıp sezinlemek bireyin, ailenin ve eşlerin işlevselliğini geliştirir.

 Askerlik yılları bireylerin hayatlarının en enerjik ve üretken olduğu dönemleri kapsar. Aynı yıllar askerliğini vatandaşlık hizmeti olarak yerine getirenler için genellikle anne baba ve kardeşler dışında ayrıca nişanlı, sevgili ya da eş ve çocukların da varlığı söz konusu olmaktadır. Ayrıca profesyonel askerler (üçret karşılığı ve mesleği askerlik olanlar) hayatlarının üretken kısmının hemen hemen tamamını  asker olarak sürdürdüklerinden bu kişilerin de anababa ve aileleri, eş ve çocukları aynı endişe ve stresi yaşamaktadırlar. Gerek savaş ve gerekse terör saldırılarının yoğun yaşandığı bölgelerde görev yapan askerlerin ailelerinin durumu düşünüldüğünde profesyonel sosyal hizmet uzmanlarının ve mesleki uygulamaların önemi daha da artmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde sosyal hizmet uzmanları aile ile çalışmanın yanında bizzat ordu içinde de görev almakta ve sadece travma sonrası personelin psiko-sosyal sorunları ve uyumuna yönelik değil, operasyon öncesi ve operasyonel durumlar için de askeri personelle aktif çalışmalar yapmaktadırlar. Türkiye'de askeri sosyal hizmet uygulamalarının nasıl yürütüldüğüne dair dikkate değer herhangi bir çalışmadan haberdar değilim, ancak her durumda bu çalışmanın askeri sosyal hizmet uzmanları için yararlı olacağına inanıyorum.  Günümüzde  Türk Sosyal Hizmet Uzmanlarının daha somut çalışmalarla kendisini ortaya koyması, ve sosyal hizmet uygulamalarının asker ve aileleri açısından gerekliliğini hissettirmesi gerekmektedir.

Devamı

Modern Sosyal Hizmet Uygulamasında Psikoanalitik tedavi:

 Prof. Dr. Carol Tosone ile Söyleşi

Modern sosyal hizmet uygulamasında psikoanalitik tedavi üzerine Prof. Dr. Carol Tosone ile söyleşimizde iki soruyu irdeliyoruz: Birincisi, Modern sosyal hizmet uygulaması bakımından psikodinamik tedavi uygun mudur? Diğer bir deyişle, müracaatçıların, ajansların ve finansal kaynakları (sağlayanların) ihtiyaçlarını karşılıyor mu? İkincisi, Klinik sosyal hizmet sosyal hizmetin tarihsel vaadi olan sosyal değişimi desteklemekten vaz mı geçti? Sanırım bu sorular üzerinde düşünmeye değer.

 Devamı

Özgüven

Hayatboyu kendimizi ve başkalarını belli kriterlere göre değerlendiririz, benzer şekilde başkaları da bizi değerlendirir. Özgüvenin ardındaki fikir kendimiz hakkında nasıl değer biçtiğimizle ilgilidir. Bu değer kişiden kişiye değişir. Biz kendimize çok az değer biçerken, başkaları bize daha yüksek  değer biçebilir. Kendimizi olduğumuzdan daha değersiz görmeyi alışkanlık haline getirirsek, ya da kendimize başkalrından daha değersiz görme eğilimini sürdürürsek düşük özgüven (değersizlik) duygusu geliştiririz.

Değersizlik duygusu olumsuz hayat deneyimlerinin sonucu olabilir, özellikle de ergenlik yıllarında ve çok kırılgan insanlar için. Bu deneyimler anne-baba veya okul zorbaları tarafından, olumsuz yargılamaları ve aşağılanmaları içerebilir. Yetişkinlikte istismarcı ilişkiler ve stres dolu yaşantılar da değersizlik duygusunun gelişmesine sebep olabilir. Sürekli kendini eleştirme (olumsuz değerlendirme ve kıyaslama) düşüncelerine sahip olma, ya da başkaları tarafından eleştirildiği hissine sahip olma (kimse herhangi bir değerlendirmede bulunmasa bile, bizi değerlendirdiklerine inanabiliriz) durumlarında düşük özgüven (değersizlik) duyguları devam eder.

Devamı

Klinik Sosyal Hizmet Uygulamaları için Teoriler

Profesör Dr Joseph Walsh ile Söyleşi:

Virginia Commonweath Üniversitesi Sosyal hizmet profesörü ve Theories for Direct Social Work Practice (Doğrudan sosyal hizmet uygulamasının teorileri) adlı kitabın yazarı Joseph Walsh, ile konuştum.Sosyal hizmet uzmanlarının neden uygulama ve teorileri öğrenmeleri gerektiği, gelişimsel ve kişilik teorileri arasındaki uygulama farklılıkları, teori ve model arasındaki farklılıklar ve neden çok fazla farklı uygulama teorilerinin olduğu konularını konuştuk. Teorileri bilmenin sosyal hizmet uygulamasını nasıl daha iyileştirdiğini, eklektik olmanın teoriden kaçınmak değil, ama teorileri iyice yoğurarak ve  birçoğu arasından nasıl seçim yapacağını, hangisini ne zaman kullanacağını bilmenin önemine dair konuştuk. Joe alanda çalışan sosyal hizmet uzmanalrının teorilerin gelştirilmesine katkı sağlamalarını önerdi. Konuşmamızı klinik sosyal hizmet alanına ilgi duyan meslektaşlarımız için faydalı kaynaklar ve önerilerle sonlandırdık.   

Devamı

Sosyal Himzet Uzmanları ve Depresyon

Lisanslı Klinik sosyal hizmet uzmanı Mark Meier Ruh sağlığı uzmanlarının (klinik sosyal hizmet uzmanları üzerinde yapılan çalışma ve araştırmaları baz alarak aslında başta ruh sağlığı uzmanları olmak üzere stresli işlerde çalışan profesyonellerin (Hakimler, savcılar, psikiatristler, psikologlar vs. sıkça kritik karar vermek durumunda olan meslek elemanları)    sistematik bir şekilde psikoterapi almalarının ve bu konuda bilinçlendirilmelerinin önemini detaylarıyla tartışıyor.

Devamı

İntihar Niyeti Taşımayan Kendine Zarar Verme (NNSI) :
 Dr. Jennifer Muehlenkamp ile Söyleşi


Bugünkü sosyal hizmet podcastının konusu intihar niyeti taşımayan kendine zarar verme davranışı, ya da (diğer adıyla) NSSI. Milletlerarası Kendine Zarar Vermeyi Çalışma Toplumuna göre NNSI sosyal olarak kabul görmeyen, intihar maksadıyla yapılmayan kasıtlı vücut dokularını tahrip etme davranışıdır. Wisconsin Üniversitesi Eau Claire’de öğretim üyesi Doçent Dr. Jennifer Muehlenkamp ile konuştum, ki o aynı zamanda NSSIda dünyanın sayılı uzmanlarından biridir. Bugün Jennifer ile NSSIın tanımı, intihar ve intihar maksadı taşımayan kendine zarar verme davranışı arasındaki kesişme ve kendine zarar veren müracaatçılarla çalışırken klinisyenlerin (uzmanların) yapmaları ve yapmamaları gereken şeyleri konuştuk. Konuşmamızı NSSIın geleceği hakkında bazı spekülasyonlar ve DSM-V’de yer alan psikiatrik bozukluklarla sonlandırdık.

 

Devamı


 

 

 

 


Home  Aile  Cocuk  Ergen  Cocuk Istısmari  Psikoterapi  Sosyal Hizmet  Adli Sosyal Hizmet  Türkiye-SHU  Guc ve Istismar  Egitim Psikolojisi  Videolar  Hakkimizda  Baglantilar